
Şimdi yanımızda olsan daha mı kolay olurdu yaşamak? Sana anlatabilir miydim herşeyi? Kızar mıydın bana? Kesin öfkelenirdin ama belki de bir süre sonra destek olurdun. Öyle olabileceğini düşünmek iyi geliyor bana… Bilmek isterdim, seninle paylaşmak isterdim herşeyimi sen gitmeden önce temelli…
Sana sarılmak isterdim şimdi, korkuyorum hayattan demek isterdim korkmadan, herşeyi anlatıp beni silmemen için hayatından dizlerimin üzerine çökerdim önünde, yalvarırdım sana günler, aylar, yıllar boyu… Beni affetmeni beklerdim, anlamasan da kabullenmeni sağlardım gururumu, inadımı bir yana koyup. Ağzımı doldura doldura “baba” demek isterdim…
Özledim baba, herşeyini çok özledim; annemle kavgalarınızı, balkonda küçük tüpün üstünde balık pişirişini, bir kere başladınmı en az on kere hapşırışını, ansiklopedileri kitap gibi okuyuşunu özledim, sahi, hangi harfte kalmıştın baba, z’ye vardı daha birkaç cilt, yarım bıraktın baba, herşeyi bıraktığın gibi, beni bıraktığın gibi yarım bıraktın, sensiz bütün değilim baba…
Yine gelsene odama gecenin bir vakti, üzerimden attığım yorganı örtsene baba, hiç kızmam sana bu sefer “uyandırıyorsun beni” diye, yemin ederim, uyuyor numarası yaparım, hiç üzermiyim sözlerimle seni…
Dağ gibiydin gözümde, hala öylesin… Seni düşününce son hallerin gelmiyorki gözümün önüne, hiç üzülme sakın. Kanser eritti seni ama hayalin hiç erimedi baba, seni benden aldı ama anılarımdaki sen de o yok, izi bile yok…
On ay çektin baba, dile kolay on koca ay… Nasıl düşünceli bir adamdın sen, ben nezle olsam bile çekilmez oluyorum, sen o kadar acıya rağmen hep sustun, hiç belli etmedin sancılarını. Kaç kere yakaladım seni sessizce kıvranırken yatağında. Uzaktan ağladım hep seni öyle görünce… Kimseye söyletmedin hastalığını, böyle bir hastalık nasıl saklanabilir baba, annemle ikimiz yaşadık herşeyi, sen üzülme diye kimseye söyleyemedik… Çok yoruldum baba, yaşadıklarımdan değil seni öyle görmek, acı çektiğini bilmek ama iyileşmen için bir şey yapamamak yordu beni… on kere daha yorulurdum baba, neden gittinki…
İki gün önce sen gitmeden buralardan, yanına çağırmıştın ya beni, sesin hala kulağımda… “oğlum, annen kabul etmiyor, susturuyor beni, sen dinle bari” dedin. Konuşamadım, yüzüne bile bakamadım, o an başlamıştı bile içime akmaya gözyaşlarım, yatağına dökülsünler istemedim, başımı salladım sadece… Konuşmak o anda belliki çok zordu senin için. Sesinden, nefesinden belliydi. İstemesem de, dayanamam diye düşünsem de dinledim seni.
“Ben ölüyorum, annene destek ol… Sakın ağlamayın, üzülmeyin arkamdan… Herkese allahaısmarladık dediğimi söyle…” Tam ben odadan çıkarken “ölünce dudağıma bir parmak su sürün” dedin…
Sürdüm baba, Dudaklarına dokunurken son kez baktım yüzüne…
Şimdi ağlıyorum ama sakın üzülme… Bir yandan seviniyorum, unutmuyorum çünkü seni, ilk gün nasılsa sen gidince, sen aklıma gelince de öyle baba… Daha bir yıl yeni oldu, yıllar olsa da farketmez, hep benimlesin…
YARIN YANINA GELECEĞİM, BOL BOL DA SU GETİRECEĞİM SANA… HERŞEYİ ANLATACAĞIM UZUN UZUN…






